Beyin Yanıyor mu? Yoksa Yeniden Programlanıyor mu?

Ben, bir süredir beynini yakan akademik bilgilerle boğuşan ve yüzlerce fikrin arasında kaybolan 'overthinker' Elif. Bu yazıda, zihnin katı kurallarından sıyrılıp, bedenin sezgisel bilgeliğine nasıl teslim olduğumu anlatıyorum. Artık ne...

Beyin Yanıyor mu? Yoksa Yeniden Programlanıyor mu?

Merhaba sevgili dostlar,

Bir süredir meşgul olduğum konuya sizler de aşinasınız: Beden-Zihin bağlantısı. Bu öyle bir alan ki; bir yandan akademik makalelerle beynimi zorluyor (evet, bazen işlemci aşırı ısınıyor :)), diğer yandan uzmanlarla sohbet edip pratiğin derinliklerine iniyorum.

Bu yolculukta öğrendiğim en sihirli sır, o meşhur 'nöroplastisite' kavramının sıradan bir gerçekliği: İnsan beyni, kendisini yeniden yazmaya, yeniden programlamaya inanılmaz derecede müsait. O katı, değişmez sandığımız zihin yapımız aslında bir kader değilmiş!

Bu yazıda, size 'nörotransmitter' terimleri yığını sunmayacağım. Ben, yüzlerce fikrin arasında kaybolan o 'overthinker' Elif olarak, bu analitik zekâyı sezgisel bedenin rehberliğine nasıl teslim ettiğimi anlatacağım. Belki bu samimi arayış, kendi ışığını arayan birilerine yol olur. 

 

Oyunun Adı: Zorlama Değil, Uyum

Günlük rutinimde olmazsa olmazım, fiziksel hareket. Yoga ve dans bir köprü görevi görüyor. Fakat artık hiçbir şeyi 'yapmalıyım' buyruğuyla yapmıyorum.

Öğrendim ki, disiplinli ve zorlayıcı yoga türleri (Astanga gibi) benim uzun vadeli yolculuğumda sürdürülebilir değil. Benim tarzım, yogayı bir dans gibi akıtmak. Bedenin özgürce hareket ettiği o anları kovalamak. Tabii ki teknik öğrenmeyi de seviyorum; bu, bedenin sınırlarını kıyaslama yapmak için değil, onu daha iyi anlamak için kullanmamı sağlıyor.

En büyük keşfim ise fasyayı etkileyen, yavaş ve sakin esneme hareketleri. Az ama sık, sürdürülebilir tekrar. Sadece bir hareket değil, bedene içten bir soru: "Sevgili evim, bugün neye ihtiyacın var?"

Zihnin otoriter sesi yerine, bedenin fısıltısını dinlemeyi seçmek, beni özgürleştirdi. Bedenime kulak verdiğimden beri, o eski "spor yapmalısın" baskısı tamamen kalktı. Gelen cevaba sadık kalmak, beni hep doğru yolda tuttu. Şu an bedenim, kronik ağrılardan arınmış, estetik ve hiç olmadığı kadar güçlü.

Bedenim benim evim. Dünyanın neresine gidersem gideyim, bu sabitlik ve güven hissi sayesinde topraklanmakta hiç zorlanmıyorum. Çünkü temel zaten sağlam: Bedenim benim yuva hissim.

 

Nefes Terapisi: Analiz Eden Zihnin Huzur Molası

Nefes terapisi artık bir rutin değil, bedenin kendiliğinden istediği bir akış. Zihnim, bu akışın önünde saygıyla eğiliyor, suskunlaşıyor ve dinleniyor. Benim gibi yüzlerce fikir üreten, her şeyi analiz eden bir zihin için bu, paha biçilmez bir koruyucu kalkan.

Meditasyon ise beynimin yandığını hissettiğimde kapısını çaldığım sığınak. Eskiden kendimi zorlayarak yapardım; şimdi ise hayatımın her anına yayılan meditatif bir hâl var. Yürürken, beklerken... Her an bir akış. Hiçbir şeyi bir görev gibi değil, sezgisel sinyallere uyarak yaptığım bir oyun gibi deneyimliyorum.

 

Karar Mekanizması: Akıl Değil, Bütün

Bir profesyonel ve lider olarak, kararlarımı sadece 'akıl'la yönettiğim dönemler oldu. İç sesi dinlemeyi öğrenmek, elbette bir mücadele gerektirdi.

Artık 'kendim' dediğim şey; zihnim, duygularım, duyumsamalarım ve bedenim. Yani bir bütün. (Bu, Gestalt'taki bütünsel kabul hissi gibi.) İlerleme, zorlamadan, istikrarlı şefkatle mümkün. Küçücük bir adımı bile alkışlamak, yolda kalmayı sağlıyor.

Bedenim bana yalan söylemediğini kanıtladı: Ağrısız, sızısız ve yorulmak bilmeyen, özgürce hareket eden bir çocuk enerjisine dönüştü. Frekansım da dönüştü. Eskiden imkansız gelen her şey, şimdi kolaylıkla akıyor.

 

Kontrol İhtiyacı ve Büyük Uyanışın İzleri

En büyük zorluğum, zihnimin yarattığı yüksek dirençti. Yeni sinapslar yaratmak kolay olmuyor; insanın en zor yönettiği şey yine kendisi oluyor.

Çevremdekiler bana "sabırsız" dese de, ben kendimi hızlı biri olarak tanımladım hep. Zihnim bir şeyi öğrendiği an yenisine geçmek ister. Ancak kabul etmeliyim ki, benim asıl negatif yanım akışa teslim olamamak, yani o lanetli kontrol etme dürtüsüydü. Neyse ki, bu kontrol etme dürtüsünden tamamen kurtuldum.

Eski alışkanlıkları ve bilinçaltı kodlarını değiştirmek, derin bir farkındalık mücadelesi. Çoğu şeyi o sürüngen beynimizle yapıyoruz; o bize güvenlik sunuyor. Kendimi eski kodlara çekilirken yakaladığım an, hemen soruyorum: "Bu davranış, yetişkin hayatımda hâlâ işime yarıyor mu?"

O büyük uyanış anı ise, bir yıl süren inziva dönemimde geldi. Çevremle teması kestim; günlerimi meditasyon ve öğrenmeyle geçirdim. Zordu diyemem, aksine çok huzurlu bir dönemdi. Zorlu duygular geldi, gitmelerine izin verdim. Saatlerce ağladım, gözyaşlarımın akmasını izledim. Ben hiçbir şey yapmayıp sadece sessiz bir gözlemci olarak kaldıkça, zihnimin bağları çözüldü, bedenim hafifledi. Bu, doğru yolda olduğuma dair bir işaretti.

Şimdi çok daha özgürüm. Zorlu dönemler artık çok kısa sürüyor ve her biri, beyinde yeni bir patika açıyor. Eski, işe yaramayan yolların üzerini ise yemyeşil çimenler ve rengârenk çiçekler kaplıyor.

 

Gündelik Dönüşüm: Kendi Netliğime Odaklanmak

Tüm bu çalışmaların etkisi, en çok hayatın en sıradan anlarına yansıdı: Daha sakin, daha az tepkiselim.

Toplumumuzda bireysel sınırlar hep muğlak. Bu yüzden sınır çizmeyi öğrenmekte çok zorlandım. Ama en nazik dille sınır çizmek işe yarıyor. Başkalarının sınırlarına saygı duydukça, hayat daha özgür ve huzurlu hissettiriyor.

Eskiden her şeyde, herkeste netlik arardım, belirsizliğe tahammülüm yoktu. Şimdilerde ise sadece kendi netliğime odaklıyım. Biliyorum ki, bedenimle kurduğum bu sabitlik ve netlik, dış dünyadaki belirsizlik dalgalarını çok daha kolay yönetmemi sağlıyor.

Ve günün sonunda, tüm bu zorlu ve keyifli yolculuk bana tek bir şeyi gösterdi: Bedeninize ne kadar yaklaşırsanız, kendinize o kadar yaklaşırsınız. Kendi merkezinde sabitlenmiş, net ve akışkan olmak... Bu his, her yorgunluğa değer.

Umarım bu içten deneyimlerim, kendi ışığını arayanlara küçük bir fener olur ve sizi de kendi bedeninizin eşsiz bilgeliğini keşfetmeye davet eder.

Sevgilerimle...

Elif Gokce

Yayınlanma tarihi:  Güncellenme tarihi: