
Ruhun Bedendeki Kökleri
Hayatın hızı bazen bizi kendimizden o kadar uzağa fırlatıyor ki, sanki kendi hayatımızı bir ekranın gerisinden, sessizce izliyoruz. Zihnimiz yarının kaygılarında uçuşurken veya dünün tortularında asılı kalırken; bedenimiz burada, tam da bu koltukta, bu nefesin içinde öylece duruyor. Ruhumuz, sanki bedeni terk etmiş bir uçurtma gibi rüzgârda savrulabiliyor.
Peki, o savrulan uçurtmanın ipini tutup, onu yeniden ait olduğu yere, yeryüzüne indirmek mümkün mü?
Somatik odaklı çalışmalarda biz buna Topraklanma diyoruz. Bu, fiziksel olarak yere temas etmenin ötesinde; ruhun bedenle, bedenin ise dünyayla olan o kadim sözleşmesini yeniden hatırlamasıdır.
Fırtınadaki Güvenli Çapa
Sinir sistemimiz yoğun bir stres algıladığında, bizi korumak adına muazzam bir enerji üretir. Bu enerji sistemde hareket etmek, yön bulmak veya bazen fırtınanın geçmesini beklemek üzere birikir. Bu yoğunluk sistemden akıp gidemediğinde, kendimizi sürekli bir alarm halinde bulabiliriz. İşte o anlarda dünya olduğundan daha tekinsiz, bedenimiz ise tanıdık gelmeyen bir yer gibi hissedilebilir.
Topraklanma, fırtınanın ortasında o güvenli çapayı denize bırakmaktır. O çapa yere değdiğinde, sinir sistemine giden o sessiz ve güçlü mesaj şöyledir: "Fırtına orada olabilir, oysa sen buradasın. Ve yer seni tutuyor."
Ayak Tabanlarındaki Şiir
Şimdi bir an için durun. Gözlerinizi kapatmanıza gerek yok; çevrenizdeki dünyayı görmeye devam etmek size daha güvenli bir alan sunabilir. Dikkatinizi nazikçe ayak tabanlarınıza davet edin.
Yerin size sunduğu o sabit, sarsılmaz desteği fark edin. Yer sizi olduğu gibi kabul eder ve destekler. Sizi her halinizle tutar. Ayak tabanlarınızdaki o karıncalanma, sıcaklık veya basınç hissi... İşte bu, bedeninizin yerçekimiyle yaptığı o en saf randevudur. Bu temas, sinir sisteminizin "Şu an buradayım ve güvendeyim" diyebilmesi için topladığı en kıymetli kanıttır.
Dünyayı Bir Misafir Gibi İzlemek
Bazen bedenin içine bakmak kalabalık veya yoğun hissettirebilir; böyle anlarda bakışlarınızı dışarıya, dünyaya çevirin. Odadaki o yeşil yaprağı, masanın üzerindeki kahve fincanını veya pencereden görünen gökyüzünün mavisini fark edin.
Bu, bir oryantasyondur. Zihnimiz düşüncelerin arasında yönünü kaybettiğinde, bir nesnenin rengine veya dokusuna odaklanmak, bizi şimdinin taze nefesine geri getirir. Bu yöntem, bedenden koptuğumuzu hissettiğimiz anlarda en sadık rehberimizdir.

Kendi Toprağına Dönmek
Topraklanma, bir teknikten öte, kendinize verdiğiniz şefkatli bir sözdür. Her savrulduğunuzda, kendinizi o yumuşak bağla yeniden yeryüzüne davet etmektir.
Biliyoruz ki; en güçlü ağaçlar, dalları göğe en çok uzananlar değil, kökleri toprağın derinliklerine en çok güvenenlerdir. Bugün, yerin sizi tutmasına ne kadar izin verebilirsiniz? Şifa, en küçük bir rahatlama kırıntısında gizlidir. O kırıntıyı bulun ve ona yer açın.
Bu köklenme halini daha yakından tanımak ve kendi sisteminizde derinleştirmek isterseniz, Yosomind kütüphanesinde yer alan "Somatik Yaklaşımla Topraklanma Atölyesi"ne dilediğiniz zaman konuk olabilirsiniz. Aylık üyeliğimize dahil olan bu atölye, kendi merkezinize dönmeniz için size rehberlik edecek derinlikli bir alan sunuyor.
Sevgi ve şefkatli bir farkındalıkla,
Fatma Nur Bilgin

