Zırhla Çiçek Ekilmez: Dizlerimin Arkasındaki Görünmez Demirler

Bir savaşçının zırhını kuşanarak bahçeye çiçek ekemezsiniz. Yıllarca beni ayakta tutan ama bir o kadar da kilitleyen o 'görünmez demirlerin' eriyiş hikayesi. Hayatta kalma modundan 'yaşamaya' geçişin, sinir sistemini anlamanın...

Zırhla Çiçek Ekilmez: Dizlerimin Arkasındaki Görünmez Demirler

Meğer yıllarca dizlerimin arkasında görünmez demir çubuklarla yaşamışım. Bunu da ancak o demirler erimeye başladığında fark ettim.

Dışarıdan baksanız gayet dik duruyordum. Yürüyor, işleri hallediyor, sorumluluklarımı tıkır tıkır yerine getiriyordum. Ama içten içe biliyordum... Bu bir yürüyüş değildi aslında; tam bir "kilitlenme" haliydi.

Sinir sistemimiz gerçek bir hayatta kalma ustası. Bir tehlike karşısında bedenin avazı çıktığı kadar "Kaç!" diye bağırırken, hayat şartları sana "Kalmak zorundasın" diyorsa beden ne yapıyor biliyor musunuz? Frene asılıyor. Hani hem gaza hem frene aynı anda basarsınız ve araba gitmez ama motor bağırır... İşte beden de o devasa enerjiyi öylece kasların içine hapseder.

 

Benim savaşım dizlerimin arkasındaydı.

 

O demir sertliği, en fırtınalı zamanlarımda, en ağır yüklerin altında ve "buradan çıkış yok" dediğim o karanlık anlarda beni ayakta tutan kalkanımdı aslında. Beni dağılmaktan o korudu. O yüzden bugün o katılığa kızmıyorum. Aksine, teşekkür ediyorum. Görevini yaptı.

Ama artık fırtına dindi. Ve kabul edelim; bir savaşçının zırhını kuşanarak bahçeye çiçek ekemezsiniz. O ağır zırhla dans edemez, kendi hayatınızı özgürce inşa edemezsiniz.

Geçtiğimiz gün, derin bir somatik çalışmanın ortasındayken o demirlerin sıvılaşıp resmen toprağa aktığını hissettim. Bacaklarımdan aşağı yayılan o ılık akış, tabanlarımdaki o karıncalanma... Sadece kan dolaşımı değildi bu. Yıllardır "beklemede" tuttuğum yaşam enerjimin, kendi gücümün geri dönüşüydü.

O an şunu çok net anladım: Dizlerindeki kilit çözülmeden, hayatta yeni bir adım atılmıyor. Bedenin "Dur" derken, zihninle "Hadi yürü" diyemiyorsun. İstediğin kadar strateji kur, plan yap; sinir sistemin o "donma" modundaysa, olduğun yerde patinaj çekiyorsun.


Bugün artık sadece "hayatta kalmaya" çalışmıyorum. Yaşıyorum.

 

Ayaklarımın altındaki zemini hissediyorum ve o zemin sağlam. En önemlisi de şu; gitmek istersem giderim, kalmak istersem kalırım. Direksiyon artık korkularımda değil, bende.

Yosomind'ı ve Deep Touch Mentorship'i kurgularken, işin içine sadece "iş yönetimini" değil, bu "beden yönetimini" de koymamın sebebi tam olarak bu. Çünkü gerçek liderlik, sadece ciroları yönetmekten ibaret değil; en kaotik anlarda bile kendi sinir sisteminin kaptanı olabilmektir.

Biz burada sadece marka kurmuyoruz. Biz, o demirleri altına dönüştürüyoruz; bir nevi simya bu.

Peki, senin yükün nerede birikiyor? Omuzlarında mı, sıkılı dişlerinde mi, yoksa benim gibi dizlerinde mi?

Belki de o yükü artık yere bırakıp, kendi dansına başlama vaktin gelmiştir. Ben başladım. 

Ve inan bana, yol çok güzel.

Sevgiyle,

Elif Gökçe

 

Yayınlanma tarihi:  Güncellenme tarihi: